1

09:07, 03/09,2008

Kaya parçasının önüne atılmış sürüklenirken, ileri değil etrafa, ayaklarımın dibine bakmam gerekiyordu. Belki biraz geç oldu ama bunu farkedebilmem tuhaf bir heyecan uyandırdı denebilir. Olumsuzluğa doğru sürüklenirken, ayaklarının dibindeki olumluluğa bakmasını söylemiştim ona. Ben de tam o anda farkettim sanırım... Hayatları için birşeyler yapmalarını söylüyordum, olumlu bir yaşam için.. Nasıl oldu değil de, nasıl olabilir... En sonunda ben de farkettim. Dilimden onca güzel yaşam dersi dökülürken, ben kaç tanesini denemiştim.. Denemeliydim...

Yıllar sonra o gün  başım ağrıdığında farketmiştim; düşüncenin özgürlüğe adımı...

Hayatın bir gün biteceğini bilirken, unutulmaktan mıydı korkumuz... Oysa dünyanında bir gün sonu gelecekti ve unutmak denen şey unutulacaktı bir gün... Farklı bir zamanda ebedi yaşam...

Dün gece, kendi bedenine dışarıdan göz atmaktan bahsetmişti. Geceleri gördüğüm kabusları bilinçli olarak yaşama fikri pek hoşuma gitti diyemem. Diğer taraftan neden olmasın dedim, bahsettiği anlamda değildi belki, ama yapılabilirdi...

Varoluşun yalnızlığından bahseder filozoflar. Haksız mıydılar; sanmam...  olduğu gibi hiç bir şeyi anlatamıyorken insan, ne kadar paylaşsa da kendini dünyayla, tek başına yaşıyordu kendi dünyasında... Her zaman söylediğim gibi, sıkıcı olmaya başladı papağanlığım ama böyle işte, Einstein'nın değimiyle yalnızlıktan haz almayı başarabilmekti... Tekliğinde farklı bir dünya, toplumca uygun görülmeyen tarzda bir iyileşmeydi benimki. Uygun görülmemesini mazur görmek zor değil tabii, toplum dışarıda kalıyordu...

Paylaşamıyorsan ne anlamı var demekte haksız sayılmazsınız tabii, ama anlatmanın zorluğuna karşı anlatmamaktan haz almak gerekir belki...Susmak değil tabiki, sadece farklı bir oyun... Şizofrenliğe gebelik deseler de gerçeğin kimin için ne olduğunu onlar da bilmiyor...

 -мσσηѕєт-

 


 

2

20:01, 03/09,2008

Ne olduğunu anlayamadığı bir suç işlemiş gibi. Kaçtı ve bilmediği bir dünyaya sığındı. Tanıdığı bütün yüzler ardında kalmıştı. Yenilerini tanıyabilirdi, böyle diyordu yolculuk boyunca. Peki sorun neydi; sadece suçunu anlayamamış olması mı? Ya da kaçmak fikrini onca yıl barındırmışken düşlerinde, o ana zoraki olsada kavuşması mıydı? Bu güzel olmalıydı; ama hoşuna gitmiyordu bir türlü. Uzun ezici geceler ardında sürüklenen yolculuğun bitmesi için bekliyordu. Huzursuzdu, kaynağını, yerini bulamadığı tuhaf bir sızıntıyla irkiliyordu... Ve bir gece son buldu yolculuğu.. Ya da öyle sandı...

Etrafı görmeye çalışıyordu. Ağır bir yapışkanlıkla boğuşarak geceyi batırmayı başardı. Ve o anda gördü... Kaçtığı yerden farkı yoktu yüzlerin ve bazen ceza suçun kendisiydi... Ne olduğunu bilmediği bir suçun bilinmeyen cezası... 

Kendinden kaçabilir misin; geçmişsiz bir gelecek... Ceza suçun kendisi...

-мσσηѕєт-


 

Anti-Selence...

20:17, 03/09,2008

Pek rasyonel biri sayılmam. Öyle ki, rasyonel bireyin ekonomik yaşamını incelemek isteyenlerin antitez geliştirmelerini sağlayabilecek bir yaşam denebilir. Bütün paramı zararlı maddelere yatırmam gibi..

Araştırmaları, incelemem gereken makeleri, yazıları analiz etmeden okulu bitirmeyi başarmakta düşünülebilir. Örgün eğitim sisteminin yaygın olmayan bir kullanımı. Gerçek dünyanın gerçek dışı bir süreçte yaşanmasıi...

Bazılarını rasyonelliğin başarılı temsillerinden sayabiliriz. Öğretim üyesi olarak kalmak isteyen güzel rasyonel bir arkadaşa sahip olmak antirasyonelliğimden birşeyler kaybetmeme neden olmadı. Öte taraftan ben de onun rasyonelliğini bozabilmiş sayılmam. Ama sigara ve çay saatlerinin sıklaşması bunu kolaylaştırmamı sağlayabilir. rasyonellerin de zaafları vardır. Benim için de geçerli oalbilir, ama söylemeye pek niyetim yok...

Gelgelelim bu arkadaşım rasyonel hayata kendini fazla kaptırırsa neler olabilir. Şimdiden akademik bir kariyer düşündüğü söylenebilir. Bireyselci bir yaşamda kendini kaybetme sürecini izlemelimiyim. Ya da daha iyisini yapıp akademik kariyerde antirasyonel bir kariyer planlayabilirim belki. Sigarayı arttırmasına sebep olur sanırım. Tuhaf sembollerle yazılmış, çizgilerin onlarca anlamlı gözsterimlerini inceleyerek geçirilecek tatlı(!) bir ömür. Muhteşem... Saçların beyazlaması, hatta dökülmesi ve yavaşça kamburun çıkması, kitapların arasına gömülerek geçirilen öğrenci yıllarından sonra bir ömür buna devam etmek...

En büyük çılgınlık soyut düşüncenin soımut dünyaya yansımasıdır.. -Bu sözü beyendim antirasyonelce...-